Kayıtlar

Mart, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

notes on a eulogy of just being

once upon a time, there was a woman on the couch. there was a man in the bed. there are coughs from chest. westish east and eastish west. middle in the earth noone had an idea: where "the middle" is. there was flow but they were lost. someone drained flow. two mind and soul but singular. found each other.

Su Kabağının Hikayesi

Not: İşbu hikaye 2012 yılının Ocak ayının 21'i gecesi yazılmış, 22'sinde tamamlanmıştır. Daha nice arınmalara gebe kalınsın diye, tekrar hatırlansın diye. Her hikaye gibi buna da bir girizgah lazım diye düşündü yazar. Nereden başlayacağını bilemedi. Su kabağının hazin ve ilginç hikayesini sunacaktı okuyucuya oysa. Suyun hikayesinin bilinmeden su kabağının da anlaşılamayacağını düşündü, su ile başladı hikayesini anlatmaya yazar. Su gibi akmak istedi okuyucusuna. "Su" yazdı defterine. Her yanı su oluverdi o an, boğulacaktı neredeyse. Anlatacak ne çok şey vardı sahi. Suyu anlatmamak abes kaçacaktı belli. Ama nasıl başlamalı? Yalnızca sudan bahsetse boğulacak, belki de hatıralarından dolayı. Yazar; kendini topladı. Başka bir sahife açtı defterinden ve usulca başladı. SU KABAĞININ HİKAYESİ  -Bölüm 1-  Su kabağının hikayesi acaba su ile mi başlar? Yağmur mu besler her gece onu, her susadığında; cömertçe, istediğinin fazlası mı sunulur ona? Her b...

yavruağzı ve adalet üzerine

yavruağzı. Tanımı belirsiz bi renk veya nadir bulunduğu için muğlak ifadelerle süslemeyi tercih ettiğim. adalet. Mizanı şaşmamış olanların izanına denk düşen. Yavruağzı renkli çiçekten bile daha nadir. Cepleri doldukça konuşan, konuştukça dolanların ağzında sakız. Tüm hücrelerime kadar var olması gerektiğini hissettiğim, varlığını ise tek bir yerde bulabildiğim. "Ellerimin kararmadığı günler yüreğim kararıyor." demişti şair. Kulağımda çınlar ve zihnimde düğümlenir. Öncelikle 'emek' nedir? Nedir kalpleri kararmaktan alıkoyan? Eylemi felsefeye dönüştürme çabam ve çelişkilerim. Hak olanların hıtamı. Zehirli duman soluyoruz cümleten; farkında olabilmek ümidiyle.

Ciao Bella üzerinedir

İnsan olmanın tesellisi bu dünyada mevcut değil. Not düşer, hamd eder, devam edersin. Akşamın dinginliğinin gecenin hareketli saatleriyle kesiştiği zamandayız. Günün yorgunluğundan soyunduğumuz, kendi beden ve ruhumuzla direkt temas edebileceğimiz saatlere koşarken. İşte o pek de uzun olmayan sınır zamanda kendimizi tam da ana teslim etmenin verdiği hazzı deneyimliyoruz. Ne geçmişin prangası ne de geleceğin korkusu. Arkada ciao bella çalıyor. Kanın ısındığı, varlığını yekten hissettiğin anlar. Akılsal düzlemde tartışmaya çalıştıklarımız, sistem yargılarımız ama nihayetinde pek de akıcı olmayan İtalyancamla eşlik etmeye çalıştığım şarkımız.  Güneş çarpar insanı, sen güneşi çarpamazsın. Güneş doğar, batar ve tekrar doğar. Sen tekrar doğamazsın. Toprağın altı günahlarla dolu, çoğu benim. Deniz güzel ve hırçın bugün. Onun da çoğu benim. Parmak uçlarımdan aktığını hissettiğim siyah mürekkepten güneşin yaktığı tuzlu suyla arındım. Tırnak diplerim sızladı ve yandı. İyi ki. Sızıyı...